Beğeni

Safranbolunun Ahşap Konakları ve Zamana Direnen Osmanlı

Songül Yazar Songül Yazar102,7 B Ziyaretçi 8 görüntüleme1 saat önce
Sabahın erken saatlerinde Safranbolu sokaklarına adım attığınızda havada yanık odun kokusu ve asırlık kireç sıvalarının nemli rayihası birbirine karışır. Yamaca yaslanmış üç katlı konakların pencereleri birbirinin manzarasını ve güneşini kesmeyecek şekilde ustalıkla dizilmiştir. Bu sokaklarda yürürken yalnızca bir kenti değil adeta üç yüz yıllık bir yaşam felsefesini adımlarsınız. Ahşabın çatkı aralarına yerleştirilen kerpiç ve moloz taşlar dönemin yapıcı ustalarının doğayla kurduğu kusursuz uyumu gözler önüne serer. Safranbolu evlerinin zemin katları genellikle kalın taş duvarlarla örülmüştür. Bu taş zeminler hem kiler hem de hayvan barınağı olarak kullanıldığı gibi yapıyı rutubetten ve deprem sarsıntılarından koruyan devasa bir temel görevi görür. Üst katlara çıkıldığında ise sedir ağacının ve meşenin hafifliği devreye girer. Geleneksel Osmanlı konağında her oda bağımsız bir yaşam alanıdır. Odaların duvarlarına gömülen yüklükler ahşap oyma tavan göbekleri ve gusülhane dolapları ahşap işçiliğinin doruk noktasıdır. Tarihi konakları incelerken meraklı gözlerin en çok dikkatini çeken detaylardan biri de tavan aralarına ya da ocak arkalarına gizlenmiş zula ve gizli sandık bölmeleridir. Eski dönem tüccarları kervan yollarından getirdikleri değerli eşyaları ve birikimlerini yangın yahut eşkıya baskını ihtimaline karşı bu gizli ahşap bölmelerde muhafaza ederdi. Ancak bu yapılar define arayışlarının hedefi değil birer sanat şaheseri olarak okunmalıdır. Çekiç ya da levye değen her ahşap tahta yüzyılların emeğini geri dönülmez biçimde yok eder. İzzet Mehmet Paşa Konağı veya Kaymakamlar Evi gibi büyük yapılara adım attığınızda tavan süslemelerinin altında şırıldayan su sesleri karşınıza çıkar. Zengin tüccarların konaklarında yangın tehlikesine karşı tedbir almak ve yaz sıcaklarında serinlik sağlamak amacıyla oda içine küçük mermer havuzlar inşa edilmiştir. Suyun akışkanlığı odadaki ahşabın nefes almasını sağlar ve havayı nemlendirir. Mermer işçiliğindeki sadelik ile tavan pervazlarındaki geometrik kündekari süslemeler dönemin estetik anlayışının birer belgesidir. Safranbolu bütünüyle bir açık hava müzesi niteliğindedir. Konakların bodrumlarında sokak köşelerindeki çeşmelerde veya köprü ayaklarında yer alan antik devşirme taşlar Roma ve Bizans izlerini Osmanlı harcıyla buluşturmuştur. Bu benzersiz dokuyu incelerken iki bin sekiz yüz altmış üç sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında hareket etmek büyük bir vicdani ve yasal yükümlülüktür. Yeraltındaki tarihe zarar vermek veya tarihi konakların dokusunu tahrip etmek geçmişin hafızasını silmektir. Safranbolu seyahatinizde elinize bir fotoğraf makinesi alıp ahşap kapı tokmaklarındaki ejder ve çiçek motiflerini incelemek sokak aralarındaki demirci çekiçlerinin sesini dinlemek en büyük hazinedir. Safranbolu konakları toprağın altına gizlenmiş madenlerden çok daha kıymetli olan ortak tarihimizin yaşayan en canlı tanığıdır.
8 görüntüleme1 saat önce
Sabahın erken saatlerinde Safranbolu sokaklarına adım attığınızda havada yanık odun kokusu ve asırlık kireç sıvalarının nemli rayihası birbirine karışır. Yamaca yaslanmış üç katlı…Daha fazla göster
Sabahın erken saatlerinde Safranbolu sokaklarına adım attığınızda havada yanık odun kokusu ve asırlık kireç sıvalarının nemli rayihası birbirine karışır. Yamaca yaslanmış üç katlı konakların pencereleri birbirinin manzarasını ve güneşini kesmeyecek şekilde ustalıkla dizilmiştir. Bu sokaklarda yürürken yalnızca bir kenti değil adeta üç yüz yıllık bir yaşam felsefesini adımlarsınız. Ahşabın çatkı aralarına yerleştirilen kerpiç ve moloz taşlar dönemin yapıcı ustalarının doğayla kurduğu kusursuz uyumu gözler önüne serer. Safranbolu evlerinin zemin katları genellikle kalın taş duvarlarla örülmüştür. Bu taş zeminler hem kiler hem de hayvan barınağı olarak kullanıldığı gibi yapıyı rutubetten ve deprem sarsıntılarından koruyan devasa bir temel görevi görür. Üst katlara çıkıldığında ise sedir ağacının ve meşenin hafifliği devreye girer. Geleneksel Osmanlı konağında her oda bağımsız bir yaşam alanıdır. Odaların duvarlarına gömülen yüklükler ahşap oyma tavan göbekleri ve gusülhane dolapları ahşap işçiliğinin doruk noktasıdır. Tarihi konakları incelerken meraklı gözlerin en çok dikkatini çeken detaylardan biri de tavan aralarına ya da ocak arkalarına gizlenmiş zula ve gizli sandık bölmeleridir. Eski dönem tüccarları kervan yollarından getirdikleri değerli eşyaları ve birikimlerini yangın yahut eşkıya baskını ihtimaline karşı bu gizli ahşap bölmelerde muhafaza ederdi. Ancak bu yapılar define arayışlarının hedefi değil birer sanat şaheseri olarak okunmalıdır. Çekiç ya da levye değen her ahşap tahta yüzyılların emeğini geri dönülmez biçimde yok eder. İzzet Mehmet Paşa Konağı veya Kaymakamlar Evi gibi büyük yapılara adım attığınızda tavan süslemelerinin altında şırıldayan su sesleri karşınıza çıkar. Zengin tüccarların konaklarında yangın tehlikesine karşı tedbir almak ve yaz sıcaklarında serinlik sağlamak amacıyla oda içine küçük mermer havuzlar inşa edilmiştir. Suyun akışkanlığı odadaki ahşabın nefes almasını sağlar ve havayı nemlendirir. Mermer işçiliğindeki sadelik ile tavan pervazlarındaki geometrik kündekari süslemeler dönemin estetik anlayışının birer belgesidir. Safranbolu bütünüyle bir açık hava müzesi niteliğindedir. Konakların bodrumlarında sokak köşelerindeki çeşmelerde veya köprü ayaklarında yer alan antik devşirme taşlar Roma ve Bizans izlerini Osmanlı harcıyla buluşturmuştur. Bu benzersiz dokuyu incelerken iki bin sekiz yüz altmış üç sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında hareket etmek büyük bir vicdani ve yasal yükümlülüktür. Yeraltındaki tarihe zarar vermek veya tarihi konakların dokusunu tahrip etmek geçmişin hafızasını silmektir. Safranbolu seyahatinizde elinize bir fotoğraf makinesi alıp ahşap kapı tokmaklarındaki ejder ve çiçek motiflerini incelemek sokak aralarındaki demirci çekiçlerinin sesini dinlemek en büyük hazinedir. Safranbolu konakları toprağın altına gizlenmiş madenlerden çok daha kıymetli olan ortak tarihimizin yaşayan en canlı tanığıdır.

0 Yorum