Şeytanın Gözlüğü
1960’larda, Türkiye’de Mardin’e bağlı küçük bir kasabada, eski bir mülkün içinde garip bir gözlük bulunur. Antik bir tasarıma sahip bu gözlüğün üzerinde garip semboller, yazılar veya şekiller bulunduğu iddia edilmektedir. Gözlüğü bulan kişi, korkunç kabuslar görmeye ve ruhsal çöküş yaşamaya başlar. 1980’lerde, İstanbul’da bir üniversite öğrencisi, antikacıdan satın aldığı bu gözlükle tuhaf olaylar yaşamaya başlamıştır. Ani bir trafik kazası geçirir ve ciddi şekilde yaralanır. Kazadan sonra gözlüğün kaybolduğu bildirilir. 1995 yılında, Ankara’da bir koleksiyoncu, nadir bulunan bir dizi eski eşyasını sergilemek amacıyla büyük bir açık hava koleksiyon sergisi düzenler. Bu sergide, “Şeytanın Gözlüğü” adıyla tanınan bir gözlük de yer almaktadır. Sergi açıldıktan kısa bir süre sonra gözlük kaybolur. Gözlüğün kaybolmasından bir hafta sonra, koleksiyoncu büyük bir yangın felaketiyle karşılaşır. Yangında, koleksiyonundaki eserler büyük zarar görür ve koleksiyoncu depresyona girer. Gözlüğü çalan kişi ya da kişilerin başına büyük talihsizlikler geleceği konusunda koleksiyoncu halkı uyarır. 2000’lerde, Şeytanın Gözlüğü’nün kaybolan bir başka versiyonu, İzmir’de bir antikacı tarafından keşfedilir. Antikacının dükkânı, birkaç kez soyulur ve dükkânın içindeki tüm eserler tahrip edilir. 2015 yılında, İstanbul’da bir grup araştırmacı, eski eşyalarla ilgili bir televizyon programı çekmek için çeşitli antikacılara uğrar. Bu ekip, bir antikacının tezgâhında “Şeytanın Gözlüğü” olduğunu iddia ettiği bir nesne bulur. Ekip kameralarla gözlüğü incelediği sırada, izleyiciler ekranın karardığını ve sesin kaybolduğunu bildirir. Yayın sonrası, ekip üyelerinin birçoğu ruhsal çöküşler yaşar ve program uzun süre gündem olur.
1960’larda, Türkiye’de Mardin’e bağlı küçük bir kasabada, eski bir mülkün içinde garip bir gözlük bulunur. Antik bir tasarıma sahip bu gözlüğün üzerinde garip semboller, yazılar v…Daha fazla göster
1960’larda, Türkiye’de Mardin’e bağlı küçük bir kasabada, eski bir mülkün içinde garip bir gözlük bulunur. Antik bir tasarıma sahip bu gözlüğün üzerinde garip semboller, yazılar veya şekiller bulunduğu iddia edilmektedir. Gözlüğü bulan kişi, korkunç kabuslar görmeye ve ruhsal çöküş yaşamaya başlar. 1980’lerde, İstanbul’da bir üniversite öğrencisi, antikacıdan satın aldığı bu gözlükle tuhaf olaylar yaşamaya başlamıştır. Ani bir trafik kazası geçirir ve ciddi şekilde yaralanır. Kazadan sonra gözlüğün kaybolduğu bildirilir. 1995 yılında, Ankara’da bir koleksiyoncu, nadir bulunan bir dizi eski eşyasını sergilemek amacıyla büyük bir açık hava koleksiyon sergisi düzenler. Bu sergide, “Şeytanın Gözlüğü” adıyla tanınan bir gözlük de yer almaktadır. Sergi açıldıktan kısa bir süre sonra gözlük kaybolur. Gözlüğün kaybolmasından bir hafta sonra, koleksiyoncu büyük bir yangın felaketiyle karşılaşır. Yangında, koleksiyonundaki eserler büyük zarar görür ve koleksiyoncu depresyona girer. Gözlüğü çalan kişi ya da kişilerin başına büyük talihsizlikler geleceği konusunda koleksiyoncu halkı uyarır. 2000’lerde, Şeytanın Gözlüğü’nün kaybolan bir başka versiyonu, İzmir’de bir antikacı tarafından keşfedilir. Antikacının dükkânı, birkaç kez soyulur ve dükkânın içindeki tüm eserler tahrip edilir. 2015 yılında, İstanbul’da bir grup araştırmacı, eski eşyalarla ilgili bir televizyon programı çekmek için çeşitli antikacılara uğrar. Bu ekip, bir antikacının tezgâhında “Şeytanın Gözlüğü” olduğunu iddia ettiği bir nesne bulur. Ekip kameralarla gözlüğü incelediği sırada, izleyiciler ekranın karardığını ve sesin kaybolduğunu bildirir. Yayın sonrası, ekip üyelerinin birçoğu ruhsal çöküşler yaşar ve program uzun süre gündem olur.















0 Yorum