na Tanrıça Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara
Türkiye'nin müzelerinde mutlaka görülmesi gereken eserler nelerdir? Tanrı heykelleri, lahitler, kil tabletler, mozaikler, savaş aletleri... Görülmesi gereken 40 eser...
Anadolu ve civarı binlerce yıllık geçmişi ile insanlık tarihinin en önemli bölgesidir desek sanırım çok da yanlış olmaz. Bu coğrafyadan gelip geçen insanlar, bıraktıkları eserler günümüzde sadece ülkemiz için değil Dünya Tarihi için çok önemlidir. İnsanlığın birçok ilkine de imza atılan bu topraklardan günümüze kalmış birbirinden kıymetli eserleri de tabii ki müzelerimizde görebiliyoruz.
Kimisi tesadüfen bulunmuş, kimisi yurt dışına kaçırılmış ve uzun hukuk mücadeleleri sonucu geri alınabilmiş binlerce eserimiz var. Tabii hala yurt dışında olan ve ana vatanına dönmek için gün sayan binlerce tarihi eserimiz olduğunu da unutmayalım. Ülkemizin dört bir yanındaki müzelerde sergilenen birbirinden kıymetli eserler arasından en dikkat çeken 40 tanesini sıraladık…
Tabii daha kıymetli olanlar mutlaka olabilir ama bir rehber gözüyle en çok dikkatimizi çeken ve mutlaka görülmeli dediğimiz eserlerimiz…
1. Kadeş Anlaşması, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Kadeş Antlaşması, günümüze kadar gelebilmiş, bilinen en eski uluslararası antlaşmalardan birisidir. Suriye topraklarında bulunan Kadeş kenti yakınlarında M.Ö.13. yüzyılda Mısır ve Hititlerin savaşı sonrası yazılmıştır. Dönemin iki büyük gücü olan Mısır ve Hititlerin savaşı sonrası aslı Akadca yazılmış olan Kadeş Antlaşması’nın orijinal metinleri kayıptır. Bu kil tablet üzerine çivi yazısı ile yazılan antlaşma ise 1906 yılında Boğazköy’de Hititlerin başkenti Hattuşa’da yapılan çalışmalar sırasında bulunmuştur. Antlaşma, Firavun II. Ramses ve Hitit İmparatoru III. Hattuşili tarafından mühürlenmiştir.
2. İskender Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Adına bakıldığında ilk olarak Büyük İskender’e ait olduğu düşünülen lahit aslında Sidon Kralı Abdalonymos’a aittir. M.Ö. 4. yüzyılda günümüz Lübnan topraklarında bulunan Sidon kentinin kralına ait olan lahit 25 tondur. Bu ağırlığı ile en ağır lahitlerden birisidir. Lahit üzerinde Büyük İskender’in Perslerle olan savaşlarından sahneler canlandırıldığı için İskender Lahdi adıyla adlandırılmıştır.
1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Sayda’da yaptığı çalışmalar sırasında bulduğu 22 lahitten birisi olan İskender Lahdi sadece İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin değil, Dünya’nın önde gelen eserlerinden birisidir.
3. Sümerce Aşk Şiiri Tableti, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Sümerli şair Ludingirra’nın yazmış olduğu, kil tablet üzerine yazılmış Sümerce bir aşk şiiridir. 1889 yılında bir Sümer kenti olan Irak’ta, Bağdat’a yaklaşık 150 km uzaklıtaki Nippur kentinde bulunmuştur. M.Ö. 21. yüzyıla tarihlenen bu aşk şiirinin Kral Şusin için bir rahibe tarafından okunduğu düşünülüyor. Gerçek anlamda aşk mıdır, yoksa krala bir methiye mi bilinmez ama 1955 yılında Sümerolog Samuel Noah Kramer tarafından çözüldü ve İngilizce’ye çevrildi. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ tarafından ise Türkçe’ye çevrildi.
4. Luvi Mührü, Troya Müzesi, Çanakkale
Troya’da bulunan en eski yazılı belgedir. M.Ö. 12. yüzyıla tarihlenen tunç mühürün üzerinde Luvice harfler vardır. Anadolu’nun eski yerel halklarından Luvilerin kullandığı dil ile hazırlanan bu mühür tunçtan ve sadece 2,3 cm çapındadır.
5. Polyksena Lahdi, Troya Müzesi, Çanakkale
Troya Savaşı sırasında kral olan Priamos’un küçük kızı olan Polyksena’nın ölüm sahnelerinin bulunduğu lahittir. Akhaların kahraman savaşçısı Akhilleus’un evlenmek istediği ama reddedildiği için kavuşamadığı kişidir Polyksena. Lahidin dört bir yanında Akhilleus’un ölümünden sonra oğlu Neoptolemos’un rüyasında Polysena’nın kurban edilmesini istemesi sonrası hançerlenerek öldürülüşü anlatılır. M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen lahit Biga Gümüşçay’da Kızöldün Tepesinde bulunuyor. Ne tesadüf ama …
6. Troya – Hitit Antlaşması, Troya Müzesi, Çanakkale
Kadeş Antlaşması’ndan bile daha eski olan bu antlaşma aslında bir müttefiklik sözleşmesidir. Kadeş bir savaş sonrası taraflar tarafından imzalanan bir barış antlaşması iken burada durum daha farklı. M.Ö. 1280’lerde Hitit Kralı Mutavalli ile Troya (Wilusa) Kralı Aleksandu arasında imzalanmıştır. Kil tablete yazılan antlaşmadan birkaç madde:
- Eğer ben yaya ve arabalı savaşçıları bana gönder dersem, gönder. Fakat isyan olur da yazamazsam, ama duyarsan hemen yardım gönder.
- Eğer birisi senin ülkene başkaldırırsa, onun ülkesini mahvedeceğim…
Bu konu da ilginizi çekebilir Troya Antik Kenti: Efsaneler, Savaşlar ve Kazılarla 5000 Yıllık Bir Medeniyet
7. Ana Tanrıça, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara
Şehirleşmenin ilk adımının atıldığı Neolitik dönem kenti olan Çatalhöyük’te bulunmuştur. M.Ö. 7000 ile 5000 yılları arasında yapıldığı düşünülen ana tanrıça heykelciği 1961 yılında James Melaart tarafından bulunmuştur. Pişmiş topraktan yapılan bu heykelcikte Ana Tanrıça şişman, iri göğüslü, bazen de doğum yapar vaziyette yapılmıştır. Bu özellikler bolluk ve bereketi simgeler. Pars ve boğa ise Ana Tanrıça’nın kutsal hayvanları olarak yanında tasvir edilmiştir.
Türkiye'nin müzelerinde mutlaka görülmesi gereken eserler nelerdir? Tanrı heykelleri, lahitler, kil tabletler, mozaikler, savaş aletleri... Görülmesi gereken 40 eser... Anadolu…Daha fazla göster
Türkiye'nin müzelerinde mutlaka görülmesi gereken eserler nelerdir? Tanrı heykelleri, lahitler, kil tabletler, mozaikler, savaş aletleri... Görülmesi gereken 40 eser...
Anadolu ve civarı binlerce yıllık geçmişi ile insanlık tarihinin en önemli bölgesidir desek sanırım çok da yanlış olmaz. Bu coğrafyadan gelip geçen insanlar, bıraktıkları eserler günümüzde sadece ülkemiz için değil Dünya Tarihi için çok önemlidir. İnsanlığın birçok ilkine de imza atılan bu topraklardan günümüze kalmış birbirinden kıymetli eserleri de tabii ki müzelerimizde görebiliyoruz.
Kimisi tesadüfen bulunmuş, kimisi yurt dışına kaçırılmış ve uzun hukuk mücadeleleri sonucu geri alınabilmiş binlerce eserimiz var. Tabii hala yurt dışında olan ve ana vatanına dönmek için gün sayan binlerce tarihi eserimiz olduğunu da unutmayalım. Ülkemizin dört bir yanındaki müzelerde sergilenen birbirinden kıymetli eserler arasından en dikkat çeken 40 tanesini sıraladık…
Tabii daha kıymetli olanlar mutlaka olabilir ama bir rehber gözüyle en çok dikkatimizi çeken ve mutlaka görülmeli dediğimiz eserlerimiz…
1. Kadeş Anlaşması, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Kadeş Antlaşması, günümüze kadar gelebilmiş, bilinen en eski uluslararası antlaşmalardan birisidir. Suriye topraklarında bulunan Kadeş kenti yakınlarında M.Ö.13. yüzyılda Mısır ve Hititlerin savaşı sonrası yazılmıştır. Dönemin iki büyük gücü olan Mısır ve Hititlerin savaşı sonrası aslı Akadca yazılmış olan Kadeş Antlaşması’nın orijinal metinleri kayıptır. Bu kil tablet üzerine çivi yazısı ile yazılan antlaşma ise 1906 yılında Boğazköy’de Hititlerin başkenti Hattuşa’da yapılan çalışmalar sırasında bulunmuştur. Antlaşma, Firavun II. Ramses ve Hitit İmparatoru III. Hattuşili tarafından mühürlenmiştir.
2. İskender Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Adına bakıldığında ilk olarak Büyük İskender’e ait olduğu düşünülen lahit aslında Sidon Kralı Abdalonymos’a aittir. M.Ö. 4. yüzyılda günümüz Lübnan topraklarında bulunan Sidon kentinin kralına ait olan lahit 25 tondur. Bu ağırlığı ile en ağır lahitlerden birisidir. Lahit üzerinde Büyük İskender’in Perslerle olan savaşlarından sahneler canlandırıldığı için İskender Lahdi adıyla adlandırılmıştır.
1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Sayda’da yaptığı çalışmalar sırasında bulduğu 22 lahitten birisi olan İskender Lahdi sadece İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin değil, Dünya’nın önde gelen eserlerinden birisidir.
3. Sümerce Aşk Şiiri Tableti, İstanbul Arkeoloji Müzesi
Sümerli şair Ludingirra’nın yazmış olduğu, kil tablet üzerine yazılmış Sümerce bir aşk şiiridir. 1889 yılında bir Sümer kenti olan Irak’ta, Bağdat’a yaklaşık 150 km uzaklıtaki Nippur kentinde bulunmuştur. M.Ö. 21. yüzyıla tarihlenen bu aşk şiirinin Kral Şusin için bir rahibe tarafından okunduğu düşünülüyor. Gerçek anlamda aşk mıdır, yoksa krala bir methiye mi bilinmez ama 1955 yılında Sümerolog Samuel Noah Kramer tarafından çözüldü ve İngilizce’ye çevrildi. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ tarafından ise Türkçe’ye çevrildi.
4. Luvi Mührü, Troya Müzesi, Çanakkale
Troya’da bulunan en eski yazılı belgedir. M.Ö. 12. yüzyıla tarihlenen tunç mühürün üzerinde Luvice harfler vardır. Anadolu’nun eski yerel halklarından Luvilerin kullandığı dil ile hazırlanan bu mühür tunçtan ve sadece 2,3 cm çapındadır.
5. Polyksena Lahdi, Troya Müzesi, Çanakkale
Troya Savaşı sırasında kral olan Priamos’un küçük kızı olan Polyksena’nın ölüm sahnelerinin bulunduğu lahittir. Akhaların kahraman savaşçısı Akhilleus’un evlenmek istediği ama reddedildiği için kavuşamadığı kişidir Polyksena. Lahidin dört bir yanında Akhilleus’un ölümünden sonra oğlu Neoptolemos’un rüyasında Polysena’nın kurban edilmesini istemesi sonrası hançerlenerek öldürülüşü anlatılır. M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen lahit Biga Gümüşçay’da Kızöldün Tepesinde bulunuyor. Ne tesadüf ama …
6. Troya – Hitit Antlaşması, Troya Müzesi, Çanakkale
Kadeş Antlaşması’ndan bile daha eski olan bu antlaşma aslında bir müttefiklik sözleşmesidir. Kadeş bir savaş sonrası taraflar tarafından imzalanan bir barış antlaşması iken burada durum daha farklı. M.Ö. 1280’lerde Hitit Kralı Mutavalli ile Troya (Wilusa) Kralı Aleksandu arasında imzalanmıştır. Kil tablete yazılan antlaşmadan birkaç madde:
- Eğer ben yaya ve arabalı savaşçıları bana gönder dersem, gönder. Fakat isyan olur da yazamazsam, ama duyarsan hemen yardım gönder.
- Eğer birisi senin ülkene başkaldırırsa, onun ülkesini mahvedeceğim…
Bu konu da ilginizi çekebilir Troya Antik Kenti: Efsaneler, Savaşlar ve Kazılarla 5000 Yıllık Bir Medeniyet
7. Ana Tanrıça, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara
Şehirleşmenin ilk adımının atıldığı Neolitik dönem kenti olan Çatalhöyük’te bulunmuştur. M.Ö. 7000 ile 5000 yılları arasında yapıldığı düşünülen ana tanrıça heykelciği 1961 yılında James Melaart tarafından bulunmuştur. Pişmiş topraktan yapılan bu heykelcikte Ana Tanrıça şişman, iri göğüslü, bazen de doğum yapar vaziyette yapılmıştır. Bu özellikler bolluk ve bereketi simgeler. Pars ve boğa ise Ana Tanrıça’nın kutsal hayvanları olarak yanında tasvir edilmiştir.















0 Yorum