Şanzelize Caddesi
Şanzelize Caddesi, Paris’in en ünlü yerlerinden biridir. Burası Concorde Meydanı’ndan Charles de Gaulle’ye 2 km. uzunluğunda bir gezi yolu sunmaktadır. Cadde, Louis XIV’nin bahçıvanı Andre Le Notre tarafından Tuileries Bahçesi manzarasını genişletmek için 1667 yılında yapılmış ve yıllar içinde sürekli gelişmiştir. Dünyanın en bilindik caddeleri arasında yer alan Şanzelize Caddesi 2 kilometre uzunluğundadır. Caddenin bir ucunda Zafer Takı bulunurken, diğer ucu şehrin ünlü meydanı Concorde’a uzanmaktadır. Zafer Takı’nın seyir terasına çıkarak Şanzelize Caddesi’nin manzarası izlenebilmektedir. Caddenin iki yakasında kestane ağaçları uzanmaktadır. Şanzelize Caddesi’de sokak lambaları dikkat çekmektedir. Birbirinden güzel ve estetik sokak lambaları 1838 yılında Fransız mimar Jacques Hittorff tarafından tasarlanmıştır. Bu nedenle cadde günüz olduğu kadar gece de bambaşka bir havaya bürünmektedir.
14 Temmuz Fransız Ulusal Günü (Bastille Day) ve yeni yıl etkinlikleri burada kutlanır. Temmuz ayında Fransa Bisiklet Turu ( Tour de France) final aşamaları burada yer alır. Ayrıca cadde üzerinde birbirinden ünlü mağazalar, sinemalar, turistik dükkanlar, restoran ve kafeler de yer almaktadır. Cadde Paris’in en prestijli alışveriş caddesi olarak anılmaktadır. Avenue des Champs-Élysées adresinde bulunan caddeye metro ile ulaşmak mümkündür. Charles de Gaulle – Étoile, George V, Franklin D. Roosevelt ve Champs-Élysées – Clemenceau metro durakları cadde üzerinde yer almaktadır.
Concorde Meydanı (Place de la Concorde)
Place de la Concorde
Concorde Meydanı Paris’in en büyük meydanıdır. Sekizgen yapıdaki meydan, 8. bölgede 84,000 m² büyüklüğündedir. Tuileries Bahçeleri ile Şanzelize Caddesi arasında yer almaktadır. Kral XV. Louis’in emriyle yapılan meydan XV. Louis Meydanı adını almıştır. 1755-1765 yılları arasında Mimar Jacques-Ange Gabriel’in çalışmaları sonucunda tamamlanmıştır.
Concorde Meydanı birçok nedenden ötürü tarihi önem taşır. II. Dünya Savaşı sırasında birçok kurtuluş mücadelesine sahne olmuştur. Fransız Devrimi sırasında, meydanın ortasında XVI. Louis ile beraber bir çok ünlü şahıs idam edilmiş 21 Ocak 1793, Marie Antoinette 16 Kasım 1793, ve devrimci Robespierre idam edilen isimlerden bazılarıdır. Meydan 1795 yılında günümüzdeki adını almıştır. Meydanda yaşanılanları unutturması için 1836 yılında Luksor Tapınağı’ndan getirilen 23 metre uzunluğundaki Dikilitaş eklenmiştir. Ardından meydana iki adet çeşme ve Fransız kentlerini simgeleyen sekiz adet heykel eklenmiştir. Kleopatra’nın İğneleri (Cleopatra’s needles), Mısır valisi Mohammed Ali’den Louis Philippe'ye bir armağandır.
Günümüzde şehrin en hareketli noktalarından biri olan meydan, her 14 Temmuz günü Şanzelize Caddesi’nde düzenlenen geçit törenlerinin zirveye ulaştığı yer olarak bilinmektedir. Place de Concorde, 8th arr. Paris adresinde yer alan meydana metro ile ulaşmak mümkündür. Metroyla Concorde durağında inilerek meydana ulaşılabilir.
Pont Neuf
Pont Neuf
Pont Neuf anlamı “Yeni Köprü” ve ironik olarak Paris’te Sen Nehri üzerindeki en eski köprü. Köprünün yapıldığı tarih olan 16. yüzyılda Sen Nehri’ni geçmek için sadece iki adet köprü kullanılmaktaydı. Bu iki köprü de artık sağlamlığını yitirmeye başlaması ve üzerinden kalabalık bir topluluk geçince tehlike yaratmaya başlaması üzerine Kral III. Henry’nin emri ile kötü durumdaki önceki köprünün yerine 1578’de inşa edilmiştir. Köprünün ismi döneminde yer alan diğer köprülerden ayrılması için Kral III. Henry tarafından Yeni Köprü olarak verilmiştir. Sonrasında köprünün üzerine Kral III. Henry’nin heykeli dikilmiş ancak Fransız devrimi sırasında bu heykel yıkılmıştır. Fakat daha sonra tekrar yenilenmiştir. Ayrıca bu köprü döneminde diğer köprülerden farklı olarak üzerinde ev olmayan, müstakil ilk köprüdür.
Bugün 278 metre uzunluğuna ve 28 metre genişliğine sahiptir. Köprü, üzerinden izlenen manzara ile de ünlüdür ve Paris’te görülmesi gereken yerler arasında sayılmaktadır. Köprü, Unesco tarafından 1991 yılında dünya tarihi mirası listesine eklenmiştir. Pont Neuf, Paris’in 1. ve 6. bölgelerini birleştiren köprüdür. Köprü Ile de la Cite adacığının batı ucunda yer almaktadır. Köprü üzerinde Sen Nehri manzarasını seyretmek için oturma bölümleri yer almaktadır. Köprü üzerinden karşı tarafa bakıldığında Pont des Arts görünmektedir. Pont Neuf'e metro ile 7 numaralı hattın "Pont Neuf" istasyonunda inilerek ulaşılmaktadır.
Pére Lachaise Mezarlığı
Pére Lachaise Paris’in en büyük, dünyanın en tanınmış ve en çok ziyaret edilen mezarlığıdır. Paris’te turistler tarafından en çok gezilen on yerden biridir. 1804'te açılan ve yaklaşık 44 hektarlık devasa mezarlık içinde bulunan heykeller nedeniyle de açık hava müzesini andırmaktadır. Napolyon tarafından kurulan mezarlığın mimarı Alexandre Théodore Brongniart’dir. İlk olarak küçük bir kızın gömüldüğü bir törenle açılmış fakat şehrin çok dışında kaldığı için başta pek rağbet görmemiştir. Mezarlığın adının duyulmaya başlanması ise ünlü Fransız şair ve yazar La Fontaine ve ünlü oyun yazarı Molière’in mezarlarının mezarlık yöneticileri tarafından buraya taşınmasıyla olmuştur.
Geçtiğimiz 200 yıl içinde Edith Piaf, Oscar Wilde, Camille Pissarro, Marcel Proust, Moliére, Max Ernst, Maria Callas ve Jim Morrison gibi Fransız yaşamını zenginleştiren birçok yerli ve yabancı ünlünün mezarı burada bulunmaktadır. Türkiye’den sürgünde vefat eden iki ünlü sanatçı, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarı da burada bulunmaktadır. Mezarlığın eski ve yeni olmak üzere iki bölümü vardır. Mezarlığın ana kapısına 2 no’lu metro hattında Philippe Auguste İstasyonu’ndan ulaşılabilmektedir. 3 no’lu metro hattında bulunun Gembetta İstasyonu’ndan da ulaşılabilmektedir. Daha detaylı bilgi için web sitesi ziyaret edilebilir.
Le Marais
Paris’in en hareketli yerlerinden biri Le Marais’dir. 17. yüzyılın en güzel mimari eserlerine ev sahipliği yapması ile birlikte elit bir semt olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca semtte birçok müze, sanat galerisi ve tarihi siteler yer almaktadır. Paris’in en eski meydanı Place des Vosges ve Victor Hugo’nun konutu burada yer almaktadır.
Fransızca bataklık anlamına gelen Marais adını da eskiden buranın bataklık olmasından almıştır. Önce tarıma açılmış daha sonra da Place des Vosges'un yapılıp aristokratların o civara yerleşmesi ile bölge dikkat çekici hale gelmiştir. Bölge yapısı bakımından eski Paris hakkında bilgi verir. Dar ve labirent gibi olan sokakları, bitişik evleri Paris’in şimdiki geniş bulvarlarından oldukça farklıdır. Bir kısmı 3. bir kısmı 4. arroindissement sınırları içinde yer alan Le Marais, özellikle gay ve yahudi nüfusunun yoğun olarak bulunduğu bölgedir. Çok sayıda sinagog ya da yahudi kültür merkezleri yer almaktadır.
Yeme içme konusunda Paris'in en çok seçenek sunan bölgelerinden biridir. Bölgede çok sayıda falafel dükkanı bulunmaktadır. Ayrıca Casa San Pablo, Au Rendez-Vous Des Amis, Le Voltigeur, Robert et Louise gibi dükkanlar da yeme içme konusunda tercih edilebilecek seçenekler arasındadır. Bölgede alışveriş için de çok sayıda dükkan mevcuttur.
Le Marais’in dar sokaklarında kafeler, restoranlar, değişik objelerin satıldığı dükkanlar, küçük butikler, kitapçılar yer almaktadır. Ayrıca Paris Tarihi Müzesi denilebilecek Musée Carnavalet de bu bölgededir. Bunun yanı sıra bölgede görülebilecek diğer yerler, Picasso Müzesi, Ulusal Arşiv Müzesi, Place des Vosges, Victor Hugo'nun Evi, Saint Paul Kilisesi, Village Saint Paul, Hôtel de Sully, İsveç Kültür Merkezi’dir. Bölgeye 1 numaralı metro hattının “St. Paul" durağında inerek ulaşmak, aynı şekilde 1 ya da 11 numaralı metro hatlarının "Hôtel de Ville" durağında ve 1, 5, 8 numaralı hatların "Bastille" durağında inerek ulaşmak mümkün. 11 numaralı hattın "Rambuteau" durağında ya da 8 numaralı hattın "Chemin Vert" durağında inerek ulaşmak da mümkündür.
Montmartre
Montmartre
Paris’in en yüksek noktasını oluşturan Montmartre Tepesi, 130 metrelik bir tepenin üstünde yükselen Sacré-Coeur Bazilikası ile en popüler tarihi yer olma özelliğini taşımaktadır. Eyfel Kulesi’nin ardından en yüksek izleme platformu Sacre Coeur’un Kubbesi’dir. Paris manzarası buradan seyredilebilmektedir. Ünlü kafeleri ve film stüdyoları mevcuttur. “Amélie” filmi bu bölgede çekilmiştir. Bunların dışında Moulin Rouge gece kulübü ve Lapin Agile gibi ünlü mekânlara da sahiptir. Burada Pablo Picasso, Salvador Dali, Vincent Van Gogh, Pierre-Auguste Renoir ve Maurice Utrillo gibi çok sayıda ünlü sanatçı yaşamıştır.
Şehrin en ünlü meydanlarından Place du Tertre, özellikle güzel havalarda çok canlı olmaktadır. Burada sanatçıların özgün Paris çalışmaları izlenebilmektedir. Sokak ressamları, karikatüristleri vardır birçok ünlü sanatçı da çalışmalarını burada yapmıştır bu nedenle buraya Ressamlar Tepesi de denir. Montmartre’de yer alan en ünlü yerler arasında Musee de Montmartre, gece kulübü Au Lapin Agile, Espace Dali Montmartre ve St-Pierre de Montmartre sayılmaktadır.
Günümüzde pek çok sanatçı ve yazar bölgeyi terk etmiş, gece hayatı da cazibesini yitirmiş olsa da Montmartre halen Paris’in en gözde semtlerinden biridir. Buraya ulaşmak için birkaç çeşit yol bulunmaktadır. “Anvers” veya “Pigel” metro duraklarından daha sonra fünikülere binerek bölgeye ulaşmak mümkündür. Ayrıca metro duraklarının olduğu yerden kalkan “The Little Train of Montmartre” adlı turistik araçlar vardır.
Paris Yeraltı Mezarları (Catacombes of Paris)
Paris’te gezilecek en ilginç yerlerden biri Paris Yeraltı Mezarları (Catacombes of Paris)’dır. Catacombes yeraltı mezarlığı anlamına gelmektedir. Burası sarı kalker taşının çıkarıldığı eski taş ocaklarındandır. Normalde kilometrelerce uzunluğunda tüneller olsa da günümüzde 2 kilometrelik bir bölümü gezilebilmektedir.
Paris'in pek çok bölgesinde yüzlerce yıl ölülerin gömüldüğü mezarlıkların, zaman içinde salgın hastalıkların kaynağı olarak görülmeye başlanması üzerine gelen şikayetler nedeniyle 9 Kasım 1785'te alınan bir karar sonucunda boşaltılmasına karar verilmiştir. Boşaltılan ilk mezarlık ise Innocents (Masumlar) Mezarlığı olmuştur. Innocents Mezarlığı'ndan çıkarılan kemikler bugün Denfert-Rochereau'nun altında bulunan taş ocaklarına taşınmıştır. O dönemde Paris sınırları içinde kalan çok sayıda mezarlık istimlak edilerek ölülerin hepsi buraya taşınmıştır.
Buraya girmek için uzun kuyruklar oluşmaktadır. Ziyaretçiler içeriye 200'erli gruplar halinde alınmaktadır. Önce Denfert-Rochereau Meydanı'nın ortasındaki parktaki küçük binanın yanındaki yeşil kulübeden içeri girildikten sonra, biletiniz yoksa bilet alıyorsunuz bilet 2017 fiyatlarıyla 12€’dur. Ardından tünellere inmek için daracık, dönen merdivenlerden 130 basamak inilmektedir. Milyonlarca kemik, tek tek dizilmiş, tüneller boyunca çeşitli kompozisyonlar halinde düzenlenmiştir. Paris Yeraltı Mezarları’na Denfert-Rochereau'ya 4 ya da 6 numaralı metro ile gidilebileceği gibi RER-B ile de ulaşılabilmektedir. Catacombes'un girişi metro - RER istasyonunun, Orly Havaalanı'na kalkan otobüs OrlyBus durağının tam karşısındaki ortadaki yeşil adada bulunmaktadır.
Espace Dalí
Espace Dalí, Salvador Dalí’nin eserlerine özellikle heykellerine ve gravürlerine ayrılmış sürekli bir sergidir. Paris'in Montmartre semtindeki Place du Tertre'nin yakınında yer alan müzede, yaklaşık 300 orijinal eser bulunmaktadır. Koleksiyon, Dalí’nin en tanınmış sürrealist tablolarının üç boyutlu heykellerini içermektedir. Ayrıca çocuklar için düzenlenen yaratıcı atölyelerde Salvador Dalí’nin sanatını tanıma fırsatı sağlanmaktadır.
Müzenin bitişiğinde iki sanat galerisi bulunmaktadır: Galerie Dalí, sanatçının eserlerini (heykeller, gravürler ve litografiler) bir araya getirmektedir; çağdaş sanatçının eserlerini gösteren Galerie Montmartre de bulunmaktadır. Ayrıca orijinal eserler buradan satın alınabilmektedir. Oldukça küçük bir müze olduğundan gezmesi fazla vakit almamaktadır. Giriş fiyatı ise 2017 fiyatlarıyla 11 Euro’dur.
Adres: 11 Rue Poulbot, Paris
Telefon: +33 1 42 64 40 10
Web sitesi
Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi (Muséum National D'histoire Natürelle)
Bilimsel araştırma üniteleri, müze, eğitim kurumları gibi birimleri içerisinde barındıran tesisin rolü, doğa hakkında daha fazla bilgilenmek ve onu korumaktır. Eşsiz koleksiyonların bilim ile yollarının kesişmesini sağlayan müzenin bir diğer rolü de aktivitelerini Fransa kapsamında 13 alanda yaygınlaştırmaktır. 2 kilometrelik bir alana yayılmış müzenin tarihi kalbi, pek çok laboratuvarı, sergileri, hayvanat bahçesini ve eğitimsel alanını içinde bulunduran Jardin des Plantes Botanik Bahçesi’nde yer alıyor.
Devamını Oku
Expiatoire Şapeli
Karanlık bir geçmişi olan Expiatoire Şapeli, Kral Louis XVI ve Kraliçe Marie Antoinette’ın Concorde Meydanı’nda giyotinle idam edildikten sonra 1973’te gömüldüğü alana yapılmıştır. Neoklasik tarzdaki bu muhteşem şapelin hikayesi, tarihe ışık tutar nitelikte. Görülmeye değer anıt, Paris’in kalbinde asil bir aileye adanmış bir anıt olma özelliğini taşıyor.
Expiatoire Şapeli, Eski Rejim’i ve Fransız İhtilali’ni anmak amacıyla Restorasyon Dönemi boyunca inşa edilmiştir. Louis XVIII’in isteği üzerine, kralın resmi mimari olarak atadığı Pierre Francois Leonard Fontaine tarafından yapılmıştır. Paris’in karanlık yönlerinden birini temsil eden şapel, başkentin en gizli anahtarlarından birisi sayılır. Expiatoire Şapeli’ni görüp tarihin siyah sayfalarına şahitlik edebilirsiniz.
Devamını Oku
Petite Ceinture (Eski Demiryolu Hattı)
Başlığa bakıp “Paris’e gelmişken eski bir demiryolu hattında ne işim var benim?” demeyin. Bu bölge, 9. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş, Marshalların Bulvarları’nın içinde Paris’i çevreleyen eski bir demiryolu hattı. Bu hat Paris’i çepeçevre kuşatıyor desek yanlış olmaz, 32 kilometrelik uzunluğa sahip.
Tren hattının meşhur Sanayi Devrimi’yle organik bir bağı bulunuyor. Bu hat sayesinde, 1852 ile 1934 yılları arasında başlıca tren istasyonları birbirine bağlanarak bir fabrikalar ağı oluşturulmuş. Bu bölge, 1934’te kullanıma kapandığında, ender görülen vahşi çiçeklerin ve bölge hayvanlarının sığınağı olmuş. Petite Ceinture’ın, hayvanat bahçesini arayatmayacak şekilde bünyesinde 200 tür bitki ve 70 hayvan cinsi barındırdığını belirtelim.
Devamını Oku
Les Passages Couvertes (Kapalı Çarşılar)
Çoğunluğu 19. yüzyılda inşa edilmiş olan Paris’in meşhur pasajları, binaların orta kısmında giriş bölümüne oturtulmuştur. Başkentin mimarisinin sembolü haline gelen pasajlarda, butikler, kitapçılar, içki dükkanları, kafeler, çay odaları ve restoranlar bulunur. Paris’e gittiğinizde, yerel havayı solumak için müthiş mimarileri ile bu pasajlara mutlaka ama mutlaka uğrayın.
Devamını Oku
Des Bernardins Koleji
Des Bernardins Koleji’nin restorasyonu, Avrupa mirasının korunmasının sembolik bir başarısı olarak görülmektedir. Bu övgüye değer başarı, sıradışı bir ortaçağ mimarisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Gerçekleşen restorasyon, iki yüzyıldan fazla bir süredir ihmal edilen yapının, modern topluma entelektüel ve ruhsal zenginlik sunmasına izin vermiştir.
1
Devamını Oku
Saint Martin Kanalı
Paris’in doğu kısmı, Eyfel Kulesi ve Şanzelize Caddesi arasında görülecek yerlerin uzağında kalması nedeniyle çoğu zaman ihmal edilir. İşte bu durum, 4,5 kilometrelik Saint Martin Kanalı’nı, Paris’te görülmesi gereken gizli güzelliklerden birisi yapmayı başarıyor. Paris’in romantikliğine romantiklik katmak için Saint Martin Kanalı’nda bir gezintiye mutlaka çıkın. Asıl mucizeye şahitlik etmek için özellikle güneş batışında Saint Martin Kanalı’nda bulunmayı unutmayın. Bu bölgedeki çalışan sınıf, yerini yavaş yavaş hippilere ve genç çiftlere bırakıyor gibi görünse de, kanal ziyaretçileri hala özgün kültür karışımını sürdürmeyi başarmaktadır.
Devamını Oku
Rue Cremieux
Fransız Devrimi’nin başladığı yer olarak bilinen hapishanesi ile meşhur Bastille’de tamamen farklı bir hikaye keşfedeceksiniz: Rue Cremieux’un şeker tonlarında ve pastel renklerinde bir dizi evi. Paris’in kalbinde renk patlaması yaşatan Rue Cremieux sokaklarında gezinmek, yüzünüzde bir gülümsemeye sebep olabilir. Bastille’in yakınında şeker pastel renginde evlerin arasında kendinizi adeta Küba’da ya da Karayipler Adası’nda hissedebilirsiniz. Unutmayın, güneşin yüzünü evlere yansıttığı öğle vakti, buraya gelmek için en idal zaman.
Devamını Oku
59 Rivoli Sanat Galerisi
Sanata değer veren şehirde, farklı temalı pek çok müze bulunuyor. Fakat “Paris’in Sanat İşgali” olarak tanımlanan 59 Rivoli, aralarında çok farklı bir hikaye ile öne çıkmayı başarıyor. Devlet makamları tarafından terk edilmiş binaya, 1999 senesinde birkaç sanatçı zorla girerek eserleri ile yerleşmiş. Bir süre sonra eserlerini sergilemek isteyen başka sanatçılar da binayı adeta işgal etmişler. Birkaç sene sonra bu bina, belediye tarafından satın alınarak içerisinde gerekli temizlik ve tadilat gerçekleştirilmiş. Böylece, sanatlarıyla bir nevi kültür işgali yapan sanatçılar, binaya geri kavuşmayı başarmış ve eserlerini tekrar sergilemeyi başarmışlardır.
Sanat galerisi, stüdyo ve özgür yaratıcılığın simgesi olarak bilinen 59 Rivoli’nin duvarları yazılarla ve harika resimlerle dolu. Sarmal merdivenleri ise adeta stüdyo odaları gibi birer sergi alanı niteliğinde. Her bir oda, içinde yaşayan sanatçının kişiliğini yansıtırcasına farklı bir özelliğe sahip.
Devamını Oku
Yorum yapmak için Giriş Yap veya Kayıt Ol
Yazıcı Dostu Sürüm
Bu Sayfayı Paylaş
Gezimanya Öneriyor
İzmirliler Mutlaka Görmeli: İzmir'e Yakın Gezilecek Yerler
İzmirliler Mutlaka Görmeli: İzmir'e Yakın Gezilecek Yerler
23.05.2023
Kiralık Villa
Urla Kiralık Villa - Tatil İçin Kiralık Villa
Urla Kiralık Villa - Tatil İçin Kiralık Villa
31.08.2020
Haftasonu Önerileri
Bir Sapanca Hikâyesi
TUĞÇE YILMAZ
TUĞÇE YILMAZ
Editör
Bir Sapanca Hikâyesi
18.02.2020
Gezi Notları
01_11.jpg
Ma Cherie Paris
img_8482_copy.jpg
Masal Ülkesi Paris - Disneyland
12_8.jpg
Paris'e Neden Gidilir?
3_43.jpg
İki Günde Paris Gezisi
img_44686331_0.jpg
Asla Vazgeçme Hayat Bir Sihirdir!
Gezilecek Yerler
Ciutadella Parkı
Ciutadella Parkı
National Library of Denmark
Kraliyet Kütüphanesi
dans eden ev
Dans Eden Ev
Bunları Biliyor Musunuz?
Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimi olan “Gazel” kelimesi hangi ülkede çamaşır yıkayıcılarına verilen isimdir?
Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimi olan “Gazel” kelimesi hangi ülkede çamaşır yıkayıcılarına verilen isimdir?
Cevabı Gör
Popüler Şehirler
1
Muğla
Gezi Rehberi
İstanbul
İstanbul
Gezi Rehberi
Antalya
Şanzelize Caddesi, Paris’in en ünlü yerlerinden biridir. Burası Concorde Meydanı’ndan Charles de Gaulle’ye 2 km. uzunluğunda bir gezi yolu sunmaktadır. Cadde, Louis XIV’nin bahçıv…Daha fazla göster
Şanzelize Caddesi, Paris’in en ünlü yerlerinden biridir. Burası Concorde Meydanı’ndan Charles de Gaulle’ye 2 km. uzunluğunda bir gezi yolu sunmaktadır. Cadde, Louis XIV’nin bahçıvanı Andre Le Notre tarafından Tuileries Bahçesi manzarasını genişletmek için 1667 yılında yapılmış ve yıllar içinde sürekli gelişmiştir. Dünyanın en bilindik caddeleri arasında yer alan Şanzelize Caddesi 2 kilometre uzunluğundadır. Caddenin bir ucunda Zafer Takı bulunurken, diğer ucu şehrin ünlü meydanı Concorde’a uzanmaktadır. Zafer Takı’nın seyir terasına çıkarak Şanzelize Caddesi’nin manzarası izlenebilmektedir. Caddenin iki yakasında kestane ağaçları uzanmaktadır. Şanzelize Caddesi’de sokak lambaları dikkat çekmektedir. Birbirinden güzel ve estetik sokak lambaları 1838 yılında Fransız mimar Jacques Hittorff tarafından tasarlanmıştır. Bu nedenle cadde günüz olduğu kadar gece de bambaşka bir havaya bürünmektedir.
14 Temmuz Fransız Ulusal Günü (Bastille Day) ve yeni yıl etkinlikleri burada kutlanır. Temmuz ayında Fransa Bisiklet Turu ( Tour de France) final aşamaları burada yer alır. Ayrıca cadde üzerinde birbirinden ünlü mağazalar, sinemalar, turistik dükkanlar, restoran ve kafeler de yer almaktadır. Cadde Paris’in en prestijli alışveriş caddesi olarak anılmaktadır. Avenue des Champs-Élysées adresinde bulunan caddeye metro ile ulaşmak mümkündür. Charles de Gaulle – Étoile, George V, Franklin D. Roosevelt ve Champs-Élysées – Clemenceau metro durakları cadde üzerinde yer almaktadır.
Concorde Meydanı (Place de la Concorde)
Place de la Concorde
Concorde Meydanı Paris’in en büyük meydanıdır. Sekizgen yapıdaki meydan, 8. bölgede 84,000 m² büyüklüğündedir. Tuileries Bahçeleri ile Şanzelize Caddesi arasında yer almaktadır. Kral XV. Louis’in emriyle yapılan meydan XV. Louis Meydanı adını almıştır. 1755-1765 yılları arasında Mimar Jacques-Ange Gabriel’in çalışmaları sonucunda tamamlanmıştır.
Concorde Meydanı birçok nedenden ötürü tarihi önem taşır. II. Dünya Savaşı sırasında birçok kurtuluş mücadelesine sahne olmuştur. Fransız Devrimi sırasında, meydanın ortasında XVI. Louis ile beraber bir çok ünlü şahıs idam edilmiş 21 Ocak 1793, Marie Antoinette 16 Kasım 1793, ve devrimci Robespierre idam edilen isimlerden bazılarıdır. Meydan 1795 yılında günümüzdeki adını almıştır. Meydanda yaşanılanları unutturması için 1836 yılında Luksor Tapınağı’ndan getirilen 23 metre uzunluğundaki Dikilitaş eklenmiştir. Ardından meydana iki adet çeşme ve Fransız kentlerini simgeleyen sekiz adet heykel eklenmiştir. Kleopatra’nın İğneleri (Cleopatra’s needles), Mısır valisi Mohammed Ali’den Louis Philippe'ye bir armağandır.
Günümüzde şehrin en hareketli noktalarından biri olan meydan, her 14 Temmuz günü Şanzelize Caddesi’nde düzenlenen geçit törenlerinin zirveye ulaştığı yer olarak bilinmektedir. Place de Concorde, 8th arr. Paris adresinde yer alan meydana metro ile ulaşmak mümkündür. Metroyla Concorde durağında inilerek meydana ulaşılabilir.
Pont Neuf
Pont Neuf
Pont Neuf anlamı “Yeni Köprü” ve ironik olarak Paris’te Sen Nehri üzerindeki en eski köprü. Köprünün yapıldığı tarih olan 16. yüzyılda Sen Nehri’ni geçmek için sadece iki adet köprü kullanılmaktaydı. Bu iki köprü de artık sağlamlığını yitirmeye başlaması ve üzerinden kalabalık bir topluluk geçince tehlike yaratmaya başlaması üzerine Kral III. Henry’nin emri ile kötü durumdaki önceki köprünün yerine 1578’de inşa edilmiştir. Köprünün ismi döneminde yer alan diğer köprülerden ayrılması için Kral III. Henry tarafından Yeni Köprü olarak verilmiştir. Sonrasında köprünün üzerine Kral III. Henry’nin heykeli dikilmiş ancak Fransız devrimi sırasında bu heykel yıkılmıştır. Fakat daha sonra tekrar yenilenmiştir. Ayrıca bu köprü döneminde diğer köprülerden farklı olarak üzerinde ev olmayan, müstakil ilk köprüdür.
Bugün 278 metre uzunluğuna ve 28 metre genişliğine sahiptir. Köprü, üzerinden izlenen manzara ile de ünlüdür ve Paris’te görülmesi gereken yerler arasında sayılmaktadır. Köprü, Unesco tarafından 1991 yılında dünya tarihi mirası listesine eklenmiştir. Pont Neuf, Paris’in 1. ve 6. bölgelerini birleştiren köprüdür. Köprü Ile de la Cite adacığının batı ucunda yer almaktadır. Köprü üzerinde Sen Nehri manzarasını seyretmek için oturma bölümleri yer almaktadır. Köprü üzerinden karşı tarafa bakıldığında Pont des Arts görünmektedir. Pont Neuf'e metro ile 7 numaralı hattın "Pont Neuf" istasyonunda inilerek ulaşılmaktadır.
Pére Lachaise Mezarlığı
Pére Lachaise Paris’in en büyük, dünyanın en tanınmış ve en çok ziyaret edilen mezarlığıdır. Paris’te turistler tarafından en çok gezilen on yerden biridir. 1804'te açılan ve yaklaşık 44 hektarlık devasa mezarlık içinde bulunan heykeller nedeniyle de açık hava müzesini andırmaktadır. Napolyon tarafından kurulan mezarlığın mimarı Alexandre Théodore Brongniart’dir. İlk olarak küçük bir kızın gömüldüğü bir törenle açılmış fakat şehrin çok dışında kaldığı için başta pek rağbet görmemiştir. Mezarlığın adının duyulmaya başlanması ise ünlü Fransız şair ve yazar La Fontaine ve ünlü oyun yazarı Molière’in mezarlarının mezarlık yöneticileri tarafından buraya taşınmasıyla olmuştur.
Geçtiğimiz 200 yıl içinde Edith Piaf, Oscar Wilde, Camille Pissarro, Marcel Proust, Moliére, Max Ernst, Maria Callas ve Jim Morrison gibi Fransız yaşamını zenginleştiren birçok yerli ve yabancı ünlünün mezarı burada bulunmaktadır. Türkiye’den sürgünde vefat eden iki ünlü sanatçı, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarı da burada bulunmaktadır. Mezarlığın eski ve yeni olmak üzere iki bölümü vardır. Mezarlığın ana kapısına 2 no’lu metro hattında Philippe Auguste İstasyonu’ndan ulaşılabilmektedir. 3 no’lu metro hattında bulunun Gembetta İstasyonu’ndan da ulaşılabilmektedir. Daha detaylı bilgi için web sitesi ziyaret edilebilir.
Le Marais
Paris’in en hareketli yerlerinden biri Le Marais’dir. 17. yüzyılın en güzel mimari eserlerine ev sahipliği yapması ile birlikte elit bir semt olma özelliğini taşımaktadır. Ayrıca semtte birçok müze, sanat galerisi ve tarihi siteler yer almaktadır. Paris’in en eski meydanı Place des Vosges ve Victor Hugo’nun konutu burada yer almaktadır.
Fransızca bataklık anlamına gelen Marais adını da eskiden buranın bataklık olmasından almıştır. Önce tarıma açılmış daha sonra da Place des Vosges'un yapılıp aristokratların o civara yerleşmesi ile bölge dikkat çekici hale gelmiştir. Bölge yapısı bakımından eski Paris hakkında bilgi verir. Dar ve labirent gibi olan sokakları, bitişik evleri Paris’in şimdiki geniş bulvarlarından oldukça farklıdır. Bir kısmı 3. bir kısmı 4. arroindissement sınırları içinde yer alan Le Marais, özellikle gay ve yahudi nüfusunun yoğun olarak bulunduğu bölgedir. Çok sayıda sinagog ya da yahudi kültür merkezleri yer almaktadır.
Yeme içme konusunda Paris'in en çok seçenek sunan bölgelerinden biridir. Bölgede çok sayıda falafel dükkanı bulunmaktadır. Ayrıca Casa San Pablo, Au Rendez-Vous Des Amis, Le Voltigeur, Robert et Louise gibi dükkanlar da yeme içme konusunda tercih edilebilecek seçenekler arasındadır. Bölgede alışveriş için de çok sayıda dükkan mevcuttur.
Le Marais’in dar sokaklarında kafeler, restoranlar, değişik objelerin satıldığı dükkanlar, küçük butikler, kitapçılar yer almaktadır. Ayrıca Paris Tarihi Müzesi denilebilecek Musée Carnavalet de bu bölgededir. Bunun yanı sıra bölgede görülebilecek diğer yerler, Picasso Müzesi, Ulusal Arşiv Müzesi, Place des Vosges, Victor Hugo'nun Evi, Saint Paul Kilisesi, Village Saint Paul, Hôtel de Sully, İsveç Kültür Merkezi’dir. Bölgeye 1 numaralı metro hattının “St. Paul" durağında inerek ulaşmak, aynı şekilde 1 ya da 11 numaralı metro hatlarının "Hôtel de Ville" durağında ve 1, 5, 8 numaralı hatların "Bastille" durağında inerek ulaşmak mümkün. 11 numaralı hattın "Rambuteau" durağında ya da 8 numaralı hattın "Chemin Vert" durağında inerek ulaşmak da mümkündür.
Montmartre
Montmartre
Paris’in en yüksek noktasını oluşturan Montmartre Tepesi, 130 metrelik bir tepenin üstünde yükselen Sacré-Coeur Bazilikası ile en popüler tarihi yer olma özelliğini taşımaktadır. Eyfel Kulesi’nin ardından en yüksek izleme platformu Sacre Coeur’un Kubbesi’dir. Paris manzarası buradan seyredilebilmektedir. Ünlü kafeleri ve film stüdyoları mevcuttur. “Amélie” filmi bu bölgede çekilmiştir. Bunların dışında Moulin Rouge gece kulübü ve Lapin Agile gibi ünlü mekânlara da sahiptir. Burada Pablo Picasso, Salvador Dali, Vincent Van Gogh, Pierre-Auguste Renoir ve Maurice Utrillo gibi çok sayıda ünlü sanatçı yaşamıştır.
Şehrin en ünlü meydanlarından Place du Tertre, özellikle güzel havalarda çok canlı olmaktadır. Burada sanatçıların özgün Paris çalışmaları izlenebilmektedir. Sokak ressamları, karikatüristleri vardır birçok ünlü sanatçı da çalışmalarını burada yapmıştır bu nedenle buraya Ressamlar Tepesi de denir. Montmartre’de yer alan en ünlü yerler arasında Musee de Montmartre, gece kulübü Au Lapin Agile, Espace Dali Montmartre ve St-Pierre de Montmartre sayılmaktadır.
Günümüzde pek çok sanatçı ve yazar bölgeyi terk etmiş, gece hayatı da cazibesini yitirmiş olsa da Montmartre halen Paris’in en gözde semtlerinden biridir. Buraya ulaşmak için birkaç çeşit yol bulunmaktadır. “Anvers” veya “Pigel” metro duraklarından daha sonra fünikülere binerek bölgeye ulaşmak mümkündür. Ayrıca metro duraklarının olduğu yerden kalkan “The Little Train of Montmartre” adlı turistik araçlar vardır.
Paris Yeraltı Mezarları (Catacombes of Paris)
Paris’te gezilecek en ilginç yerlerden biri Paris Yeraltı Mezarları (Catacombes of Paris)’dır. Catacombes yeraltı mezarlığı anlamına gelmektedir. Burası sarı kalker taşının çıkarıldığı eski taş ocaklarındandır. Normalde kilometrelerce uzunluğunda tüneller olsa da günümüzde 2 kilometrelik bir bölümü gezilebilmektedir.
Paris'in pek çok bölgesinde yüzlerce yıl ölülerin gömüldüğü mezarlıkların, zaman içinde salgın hastalıkların kaynağı olarak görülmeye başlanması üzerine gelen şikayetler nedeniyle 9 Kasım 1785'te alınan bir karar sonucunda boşaltılmasına karar verilmiştir. Boşaltılan ilk mezarlık ise Innocents (Masumlar) Mezarlığı olmuştur. Innocents Mezarlığı'ndan çıkarılan kemikler bugün Denfert-Rochereau'nun altında bulunan taş ocaklarına taşınmıştır. O dönemde Paris sınırları içinde kalan çok sayıda mezarlık istimlak edilerek ölülerin hepsi buraya taşınmıştır.
Buraya girmek için uzun kuyruklar oluşmaktadır. Ziyaretçiler içeriye 200'erli gruplar halinde alınmaktadır. Önce Denfert-Rochereau Meydanı'nın ortasındaki parktaki küçük binanın yanındaki yeşil kulübeden içeri girildikten sonra, biletiniz yoksa bilet alıyorsunuz bilet 2017 fiyatlarıyla 12€’dur. Ardından tünellere inmek için daracık, dönen merdivenlerden 130 basamak inilmektedir. Milyonlarca kemik, tek tek dizilmiş, tüneller boyunca çeşitli kompozisyonlar halinde düzenlenmiştir. Paris Yeraltı Mezarları’na Denfert-Rochereau'ya 4 ya da 6 numaralı metro ile gidilebileceği gibi RER-B ile de ulaşılabilmektedir. Catacombes'un girişi metro - RER istasyonunun, Orly Havaalanı'na kalkan otobüs OrlyBus durağının tam karşısındaki ortadaki yeşil adada bulunmaktadır.
Espace Dalí
Espace Dalí, Salvador Dalí’nin eserlerine özellikle heykellerine ve gravürlerine ayrılmış sürekli bir sergidir. Paris'in Montmartre semtindeki Place du Tertre'nin yakınında yer alan müzede, yaklaşık 300 orijinal eser bulunmaktadır. Koleksiyon, Dalí’nin en tanınmış sürrealist tablolarının üç boyutlu heykellerini içermektedir. Ayrıca çocuklar için düzenlenen yaratıcı atölyelerde Salvador Dalí’nin sanatını tanıma fırsatı sağlanmaktadır.
Müzenin bitişiğinde iki sanat galerisi bulunmaktadır: Galerie Dalí, sanatçının eserlerini (heykeller, gravürler ve litografiler) bir araya getirmektedir; çağdaş sanatçının eserlerini gösteren Galerie Montmartre de bulunmaktadır. Ayrıca orijinal eserler buradan satın alınabilmektedir. Oldukça küçük bir müze olduğundan gezmesi fazla vakit almamaktadır. Giriş fiyatı ise 2017 fiyatlarıyla 11 Euro’dur.
Adres: 11 Rue Poulbot, Paris
Telefon: +33 1 42 64 40 10
Web sitesi
Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi (Muséum National D'histoire Natürelle)
Bilimsel araştırma üniteleri, müze, eğitim kurumları gibi birimleri içerisinde barındıran tesisin rolü, doğa hakkında daha fazla bilgilenmek ve onu korumaktır. Eşsiz koleksiyonların bilim ile yollarının kesişmesini sağlayan müzenin bir diğer rolü de aktivitelerini Fransa kapsamında 13 alanda yaygınlaştırmaktır. 2 kilometrelik bir alana yayılmış müzenin tarihi kalbi, pek çok laboratuvarı, sergileri, hayvanat bahçesini ve eğitimsel alanını içinde bulunduran Jardin des Plantes Botanik Bahçesi’nde yer alıyor.
Devamını Oku
Expiatoire Şapeli
Karanlık bir geçmişi olan Expiatoire Şapeli, Kral Louis XVI ve Kraliçe Marie Antoinette’ın Concorde Meydanı’nda giyotinle idam edildikten sonra 1973’te gömüldüğü alana yapılmıştır. Neoklasik tarzdaki bu muhteşem şapelin hikayesi, tarihe ışık tutar nitelikte. Görülmeye değer anıt, Paris’in kalbinde asil bir aileye adanmış bir anıt olma özelliğini taşıyor.
Expiatoire Şapeli, Eski Rejim’i ve Fransız İhtilali’ni anmak amacıyla Restorasyon Dönemi boyunca inşa edilmiştir. Louis XVIII’in isteği üzerine, kralın resmi mimari olarak atadığı Pierre Francois Leonard Fontaine tarafından yapılmıştır. Paris’in karanlık yönlerinden birini temsil eden şapel, başkentin en gizli anahtarlarından birisi sayılır. Expiatoire Şapeli’ni görüp tarihin siyah sayfalarına şahitlik edebilirsiniz.
Devamını Oku
Petite Ceinture (Eski Demiryolu Hattı)
Başlığa bakıp “Paris’e gelmişken eski bir demiryolu hattında ne işim var benim?” demeyin. Bu bölge, 9. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş, Marshalların Bulvarları’nın içinde Paris’i çevreleyen eski bir demiryolu hattı. Bu hat Paris’i çepeçevre kuşatıyor desek yanlış olmaz, 32 kilometrelik uzunluğa sahip.
Tren hattının meşhur Sanayi Devrimi’yle organik bir bağı bulunuyor. Bu hat sayesinde, 1852 ile 1934 yılları arasında başlıca tren istasyonları birbirine bağlanarak bir fabrikalar ağı oluşturulmuş. Bu bölge, 1934’te kullanıma kapandığında, ender görülen vahşi çiçeklerin ve bölge hayvanlarının sığınağı olmuş. Petite Ceinture’ın, hayvanat bahçesini arayatmayacak şekilde bünyesinde 200 tür bitki ve 70 hayvan cinsi barındırdığını belirtelim.
Devamını Oku
Les Passages Couvertes (Kapalı Çarşılar)
Çoğunluğu 19. yüzyılda inşa edilmiş olan Paris’in meşhur pasajları, binaların orta kısmında giriş bölümüne oturtulmuştur. Başkentin mimarisinin sembolü haline gelen pasajlarda, butikler, kitapçılar, içki dükkanları, kafeler, çay odaları ve restoranlar bulunur. Paris’e gittiğinizde, yerel havayı solumak için müthiş mimarileri ile bu pasajlara mutlaka ama mutlaka uğrayın.
Devamını Oku
Des Bernardins Koleji
Des Bernardins Koleji’nin restorasyonu, Avrupa mirasının korunmasının sembolik bir başarısı olarak görülmektedir. Bu övgüye değer başarı, sıradışı bir ortaçağ mimarisinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Gerçekleşen restorasyon, iki yüzyıldan fazla bir süredir ihmal edilen yapının, modern topluma entelektüel ve ruhsal zenginlik sunmasına izin vermiştir.
1
Devamını Oku
Saint Martin Kanalı
Paris’in doğu kısmı, Eyfel Kulesi ve Şanzelize Caddesi arasında görülecek yerlerin uzağında kalması nedeniyle çoğu zaman ihmal edilir. İşte bu durum, 4,5 kilometrelik Saint Martin Kanalı’nı, Paris’te görülmesi gereken gizli güzelliklerden birisi yapmayı başarıyor. Paris’in romantikliğine romantiklik katmak için Saint Martin Kanalı’nda bir gezintiye mutlaka çıkın. Asıl mucizeye şahitlik etmek için özellikle güneş batışında Saint Martin Kanalı’nda bulunmayı unutmayın. Bu bölgedeki çalışan sınıf, yerini yavaş yavaş hippilere ve genç çiftlere bırakıyor gibi görünse de, kanal ziyaretçileri hala özgün kültür karışımını sürdürmeyi başarmaktadır.
Devamını Oku
Rue Cremieux
Fransız Devrimi’nin başladığı yer olarak bilinen hapishanesi ile meşhur Bastille’de tamamen farklı bir hikaye keşfedeceksiniz: Rue Cremieux’un şeker tonlarında ve pastel renklerinde bir dizi evi. Paris’in kalbinde renk patlaması yaşatan Rue Cremieux sokaklarında gezinmek, yüzünüzde bir gülümsemeye sebep olabilir. Bastille’in yakınında şeker pastel renginde evlerin arasında kendinizi adeta Küba’da ya da Karayipler Adası’nda hissedebilirsiniz. Unutmayın, güneşin yüzünü evlere yansıttığı öğle vakti, buraya gelmek için en idal zaman.
Devamını Oku
59 Rivoli Sanat Galerisi
Sanata değer veren şehirde, farklı temalı pek çok müze bulunuyor. Fakat “Paris’in Sanat İşgali” olarak tanımlanan 59 Rivoli, aralarında çok farklı bir hikaye ile öne çıkmayı başarıyor. Devlet makamları tarafından terk edilmiş binaya, 1999 senesinde birkaç sanatçı zorla girerek eserleri ile yerleşmiş. Bir süre sonra eserlerini sergilemek isteyen başka sanatçılar da binayı adeta işgal etmişler. Birkaç sene sonra bu bina, belediye tarafından satın alınarak içerisinde gerekli temizlik ve tadilat gerçekleştirilmiş. Böylece, sanatlarıyla bir nevi kültür işgali yapan sanatçılar, binaya geri kavuşmayı başarmış ve eserlerini tekrar sergilemeyi başarmışlardır.
Sanat galerisi, stüdyo ve özgür yaratıcılığın simgesi olarak bilinen 59 Rivoli’nin duvarları yazılarla ve harika resimlerle dolu. Sarmal merdivenleri ise adeta stüdyo odaları gibi birer sergi alanı niteliğinde. Her bir oda, içinde yaşayan sanatçının kişiliğini yansıtırcasına farklı bir özelliğe sahip.
Devamını Oku
Yorum yapmak için Giriş Yap veya Kayıt Ol
Yazıcı Dostu Sürüm
Bu Sayfayı Paylaş
Gezimanya Öneriyor
İzmirliler Mutlaka Görmeli: İzmir'e Yakın Gezilecek Yerler
İzmirliler Mutlaka Görmeli: İzmir'e Yakın Gezilecek Yerler
23.05.2023
Kiralık Villa
Urla Kiralık Villa - Tatil İçin Kiralık Villa
Urla Kiralık Villa - Tatil İçin Kiralık Villa
31.08.2020
Haftasonu Önerileri
Bir Sapanca Hikâyesi
TUĞÇE YILMAZ
TUĞÇE YILMAZ
Editör
Bir Sapanca Hikâyesi
18.02.2020
Gezi Notları
01_11.jpg
Ma Cherie Paris
img_8482_copy.jpg
Masal Ülkesi Paris - Disneyland
12_8.jpg
Paris'e Neden Gidilir?
3_43.jpg
İki Günde Paris Gezisi
img_44686331_0.jpg
Asla Vazgeçme Hayat Bir Sihirdir!
Gezilecek Yerler
Ciutadella Parkı
Ciutadella Parkı
National Library of Denmark
Kraliyet Kütüphanesi
dans eden ev
Dans Eden Ev
Bunları Biliyor Musunuz?
Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimi olan “Gazel” kelimesi hangi ülkede çamaşır yıkayıcılarına verilen isimdir?
Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimi olan “Gazel” kelimesi hangi ülkede çamaşır yıkayıcılarına verilen isimdir?
Cevabı Gör
Popüler Şehirler
1
Muğla
Gezi Rehberi
İstanbul
İstanbul
Gezi Rehberi
Antalya















0 Yorum